Başkan Akgün'ün “24 Kasım Öğretmenler Günü” Mesajı.

Eğitimde Kaliteyi Geliştirme Derneği Başkanı M.AKGÜN, “Gelecek; bilinenin, bilinmeyenin ve bilin(e)mezin bir karışımıdır. Geleceği/istikbali/yarını kazanma mücadelesinde; geleceğin kapısını açacak anahtardır Öğretmen….” dedi.

Başkan Akgün'ün '24 Kasım Öğretmenler Günü' Mesajı.
Gündem
Eğitimde Kaliteyi Geliştirme Derneği Başkanı M.AKGÜN, “Gelecek; bilinenin, bilinmeyenin ve bilin(e)mezin bir karışımıdır. Geleceği/istikbali/yarını kazanma mücadelesinde; geleceğin kapısını açacak anahtardır Öğretmen….” dedi.

Haber Editörü: Harput Sancak Haber

Eğitimde Kaliteyi Geliştirme Derneği Başkanı M.AKGÜN, “Gelecek; bilinenin, bilinmeyenin ve bilin(e)mezin bir karışımıdır. Geleceği/istikbali/yarını kazanma mücadelesinde; geleceğin kapısını açacak anahtardır Öğretmen….” diyen Akgün;

 

Zamana yayılan bir evrim geçiren ilk insanın, hepsinin kendine özgü güçlü ve zayıf yanları vardı. Zaman içinde geçirdikleri fiziksel ve düşünsel tekâmül sonucunda değiştiriyorlardı. Mağara resimlerinde ilk insana ait, el izi görselini düşünürken, muhtemel, eli boyanan insanın duvara el izini bırakmasındaki amacının geleceğe iz bırakmak, elinin izinin onda bıraktığı coşkunun, mutluluğun derecesini tahmin dahi çok zor değil mi?

O “El İzi” ki; şahsiyet değil mi? Kişinin kendine ait olan uzvunun geleceğe bırakılmasındaki mutluluk, bugün içinde aynı değil mi? Okul öncesi çocuklarımızın kâğıt veya duvarlarda yaptıkları çalışmalarda…

İnsanlık tarihinde, dün el izi ile geleceğe iz bırakan insan, bugün, “Endüstri 4.0’ı” konuşmakta,  geleceğin dünyasını tartışmakta… Günümüzde de en çok “Bilim-Bilgi” tartışılmakta…

Oysa, “Bilgi, bilim, yarını kazanmamızda, tek başına yetmeyecek, kişiyi mutlak manada; dünya ve ahiret mutluluğuna ulaştırabilecek mi?” sorusunu dahi düşünmez olduğumuz bir zaman dilimindeyiz…

Çünkü bilgi, bilim, ilim doğru amaçlar için kullanılabileceği gibi, yanlış amaçlar içinde kullanılabilmektedir. Bu yönüyle de bireysel ve toplumsal açıdan zulmün kendisi olmuştur tarihin her evresinde.

Kişiyi kendine, ailesine ve yaşadığı topluma faydalı kılan, aldığı eğitim neticesinde edindiği kazanımlar güzel amelle yani doğru yaşantıyla bütünleşiyorsa anlam kazanacağı öngörüsü içerisinde, istiklal ve istikbal mücadelesinde, geleceğin kaybedilmemesi, kazanılması da eğitimin en temel problemi, vazgeçilmez hedefidir tarihin derinliklerinde, ilk insandan bugüne…

Gelecek; bilinenin, bilinmeyenin ve bilin(e)mezin bir karışımıdır. Geleceği/istikbali/yarını kazanma mücadelesinde; geleceğin kapısını açacak anahtardır Öğretmen….

Gelecekle ilgili iki önemli noktadan söz edilebilir ki; İlki, birisinin hayal edemediği bir şeyi başkası yaratamayacağı gerçeğidir... Bu nedenle, hareket için gerekli çevreyi oluştururken hayal gücü gereklidir.

İkincisi de bilinçli hayal gücünün geliştirilmediği yerde açık olmayan düşüncelerin oluşacağı hakikatidir

Buchen,  Geleceğin belli başlı özellik ve yasalarına dikkat çeker… (Buchen, 1999):

• Gelecek, bilgi ve tahmin için düşündüğümüzden daha fazla ve daha az mevcuttur. Bir başka deyişle, gelecek, bilinenin, bilinmeyenin ve tümüyle bilinemez olanın bir karışımıdır. Gelecek, son sınırlarına saygı duyulmadığında rahatsız olur ve karşılığı çok katıdır. 

Gelecek her türlü aşırılıktan nefret eder. Her çeşit sınırlamaları, her şeyden öte gelişim sınırlamalarını kapsar. Bir bakıma ilerleyen her şeyin sürekli kaydını tutar. Mağara duvarında ilk insanın el izinin kaydı gibi…

Gelecek, hareket halinde olan bir araçtır. Asla vitesi boşa almaz, her zaman vitestedir. Gelecek yalnızca hızlı değildir; Sürekli hızlandırılmış dönüşler sunar, bir önlem olarak tahmin edilebilen uyarılar verir. Bu uyarılar ihmal edilmezse, tepki vermeye zaman tanır. Böylece, hızlandırılmış dönüşler, azaltılan dönüşlerle birleştirilir. Ancak, vites yükseltme kaçınılmaz olduğu kadar aşılması da zordur.

Gelecek, hem alıcı, hem bilgi verici ve hem de iletişimcidir. Gelecek, organizasyonların yeni tasarıları hakkında bilgi, paylaşım ve iletişim sağlar. Böyle organizasyonlar, içeride ve dışarıda daha mücadeleci ve işbirliği içinde olurlar. Hepsinden öte, geleceğin yasaları hakkında bilgi sahibi olma, organizasyonu onun eşit ortağı yapar. Aslında bu, gelecek yıllarda organizasyonun farkı olur.

Geleceğin anahtarı olan öğretmenlerimiz, bu sürecin verimliliği ekseninde, süreci yönetme, gerektiğinde hızlandırma, gerektiğinde dönüşümleri sağlama, tepkileri kırılmalar olmadan yönetme yönünde istikbalimizin teminatı olan çocuklarımızı yarına ne kadar hazırlayabildikleri de yeterince tartışılması gereken problem değil mi?

Cevap hayır ise; Sebepleri üzerinde ciddi çalışmalar yapılması gerekmiyor mu?

Öğretmenin hazır olması, hazır olan öğretmenin sürece katkı sağlama yönünde desteklenmesi, uygulamalarında onu anlama, engel olmamaya hazır yönetsel yapı ise bir başka problem değil mi?

İlk insandan bugüne, insanın fıtratında var olan temel değişken VERİMLİLİK, bireyin mutluluğu ile doğru orantılı değil mi?

Bu basit kriterden hareketle, neslin inşa sürecinde, istiklal ve istikbalin inşa mesuliyetini yüklediğimiz ÖĞRETMENLERİMİZ, mutlu mu? Bu sorunun cevabında kendimize dürüst olmamız, yarının inşa sürecini kazanmamızın kritik eşiği olacaktır.

Çünkü; Eğitim bir neslin inşasıdır.  Rastlantıya bırakılamayacak kadar da önemsenmelidir. Bu hassasiyet savaş devam ederken de ihmal edilemeyecek kadar önemseniyorsa başarı gelir. Tıpkı Kurtuluş Savaşımızda yaşadığımız gibi...

Eğitime ve öğretmene verilmesi gereken önem; sadece 24 Kasımlarda hatırlamak şeklinde olmamalıdır.

Öğretmenin toplumda hak ettiği itibarı önemsemek, buna uygun yaşamak ve yaşatmak suretiyle öğretmenlerimizi çocuklarımızın karşısına itibarı yüksek insanlar olarak çıkarmakla başlanabilir.

Ekonomik sorunlar altında ezilen meslek mensuplarının itibarının artırılması da kolay değildir.

Cumhuriyetin öğretmene verdiği itibarın vekil ile eşitlenmesi hassasiyeti gibi

“Meclis'de vekil maaşları münakaşa ediliyor. Devrin Maliye vekili Gümüşhane meb'usu Hasan Fehmi Bey (Ataç) o tarihlerdeki adı ve ünvânı ile Mustafa Kemâl Paşa'ya soruyor, diyor ki, "Paşam vekil maaşlarını tanzim edeceğiz; ne kadar verelim?"

Paşa düşünüyor ve şöyle cevap veriyor:

-Muallim maaşlarını geçmesin!” demesi bir ölçü olarak bugün de anlamlı kılınabilir aslında…

Eğitimin toplum inşası açısından taşıdığı önemle uygun şekliyle aslında teknik bir yeterlik mesleği olduğu kabul edilerek, ekonomik karşılığı da verilmek kaydıyla bu yönde yasal düzenlemeler de yapılmalıdır.

Değerli öğretmenim; her 24 Kasımlarda söylendiği gibi yine sizleri yücelten, sizlerin de artık kanıksadığımız güzel sözler söylenecek, övüleceksiniz. Törenlerde konuşmalar yapılacak, sizler için yazılan en güzel şiirler okunacak bütün ihtişamıyla

Aziz dostum, değerli meslektaşım, o mübarek elleri öpülesi değerli öğretmenim! 

Muhtemelen, bu 24 Kasım da, sizlerin bu özel gününüzde yine şartlar çok namüsait bir mahiyette tezahür edecek… Beklentileriniz boşa çıkacak!

Ancak; şartlar namüsait tezahür etse de, ekonomik açıdan memnuniyetsizliğiniz tavan yapsa da, istiklal ve istikbal mücadelemiz sürecinde, sana emanet edilen bu yavrular; yarının gençleri, öbür günün büyükleri ve devleti yöneten devlet adamları olacaklar.

Bu istikbal vaat eden; beyni, ruhu, kalbi ve hafızası bomboş olan bu insanları geleceğe siz hazırlayacaksınız.

Çok ağır bir mesuliyetin olduğunu zaten biliyorsun. Sadece bildiklerini değil, zaten yaşadığın hassasiyetlerin  bir kısmını yazdım. Yazdım ki toplumda bile, hak ettiğin maddi ve manevi değer umulur ki verile!

Bu umut ve dualarımla “24 Kasım Öğretmenler gününüzü”  tebrik ediyor, Geleceğin Kapısını Açacak Anahtar olduğunuzun farkındalığı içerisinde, hizmetleriniz karşısında minnet ve şükranlarımızı sunuyorum.

 


 

Metin AKGÜN

Maarif Müfettişi

Eğitimde Kaliteyi Geliştirme Derneği Yönetim Kurulu Başkanı

Milli Beka Hareketi Doğu Anadolu Bölge Başkan Yardımcısı

Son Güncelleme: 00 0000 00:00
  • Etiketler

HABERİ PAYLAŞ!

Habere Yorum Yaz

Yorumlar / 1

  • Celal DEMİRAY | 24 Kasım 2019 08:07

    Emeğine yüreğine sağlık değerli Can Hocam

BUNLARA DA BAKIN