Modern Hayat Ve İnsan


Hayat hepimizi yoruyor. Günlük meşgaleler, sorumluluklar, görevler, yapmak zorunda olduğumuz işler bizleri bunaltabiliyor. Yaşadığımız modern dünya bize monoton ve sıkıcı gelmeye başlıyor. Kendimizi canlı bir robot gibi hissetmeye başlıyoruz. Yaşamımız rutin bir hal almaya başlıyor. Yarın sabahın ilk saatlerinden günün bitişine kadar yapacağımız her şey dünden belli. Birçoğumuzun hayatı ev ve iş arsında mekik dokumakla geçiyor. Gerçek anlamda ne kendimize ne de değer verdiğimiz insanlara vakit ayıramıyoruz. Bir de bakıyoruz ki bu şekilde farkına varmadan günler, haftalar hatta aylar geçmiş. Bazen ev ve iş arasında geçen hayatımızda gördüğümüz yolların, sokakların, insanların bile aynı olduğunun farkına ancak başka bir sokağa girdiğimizde varıyoruz. Bazen bu sokakta bu bina var mıydı, bu işyeri ne zaman açılmış diye kendi kendimize soracak hale geliyoruz.

Bu kadar yorucu ve sıkıcı hayatla birlikte çevremizdeki insanlara olan tahammülümüzde kayboluyor. Trafik keşmekeşi, korna sesleri, bir türlü yanmayan trafik lambaları, kaldırımlardaki kalabalıklar, alışveriş kuyrukları, ekonomik sıkıntılar derken insan boğulmaya başlıyor.

Peki neden kalabalıklar, bizi boğuyor. En güzel şekilde yaratılmış insan nasıl oluyor da dayanılmaz ve çekilmez bir hale gelebiliyor. Kuran’da insanların sahip olduğu özelliklerden bahsedilirken, ne kadar cimri, nankör, mal ve mülkü seven, cahil, inatçı, bozguncu, hırslı, sabırsız, zalim olduğu belirtiliyor. Bu kadar olumsuz özelliklere sahip olabilen insanoğlu toplumu yaşanmaz hale getirebiliyor. Gazeteler ve televizyonlar akşama kadar cinayet, hırsızlık, dolandırıcılık, şiddet haberleri yapıyorlar. Bazen şeytanın aklına bile gelmeyecek dediğimiz kötülükleri yapan insanlar bizi insanlığımızdan utandırıyorlar. İnsanlar her geçen gün daha stresli daha agresif olmaya başlıyorlar. Ülkemizde her beş kişiden birinin psikolojik destek aldığını ve anti depresan kullandığını düşününce durumun vahameti daha iyi anlaşılıyor. Manevi değerlerin daha çok azaldığı batı toplumlarında ise durum tam bir facia.2018 Yılında ülkemizde 3161 intihar vakası yaşanmış olmasına rağmen Avrupa birliğine üye ülkeler arasında sonuncu sıradayız. Yani her dokuz saatte bir kişi intihar etmiş olmasına rağmen Avrupa intihar oranlarında sonuncu isek Avrupa ve Amerika’da ki intihar etme oranlarını siz düşünün. İngiltere bu sorunu çözebilmek için intiharları önleme bakanlığı bile kurmuş durumda. Durum o kadar ciddi. Peki çözüm ne ve nasıl olmalı?

Bu konuda acizane benim düşüncem en başta her insanın bir Hira’sı olmalı. Kafasını dinleyebileceği, huzur bulabileceği, gürültüsüz, sakin bir yer. İnsanın düşünebileceği, yanlışıyla doğrusuyla hayatını gözden geçirebileceği, muhakemelerini yapabileceği bir yeri olmalı. Modern hayatın hengamesine dinlenip, deşarj olarak yeniden bismillah diyebileceği bir mekan.

Sonra çok sevmeli insan. Toprağın vazgeçmeden, sabırla beklediği yağmur gibi sevdikleriniz olmalı. Yanınızda yada uzağınızda da olsalar iyi ki varsın diyebileceğiniz, kalbinizin onun için attığı, varlığının dahi sizi mutlu ettiği insanlar bulmaya çalışın hayatınızda. Şairin “Bir bakışın ölmem için yetecek” dediği türden saf ve çıkarsız. Sevdiğimiz ne kadar vefasız, nazlı, tripçi ve bir o kadar tavuk vicdanlı olsa da onları iki gözünüzün çiçeği olarak sevmeye devam edin ve sevmekten vazgeçmeyin. Çünkü sevmek insanı diri tutar ve insanın hayatına anlam katar.

Sonra derdinizi, sevincinizi paylaşabileceğiniz güzel dostlar biriktirin. Her zaman pozitif düşünebilen, sizi neşelendirebilen, size iyi gelen, yalanla hileyle işi olmayan, sizi iyiliğe sevk eden dostlar. Varlığıyla güç aldığınız ,her şeyinizi rahatlıkla paylaşabildiğiniz ,doğru ve güzel karakterli insanlar bulmaya çalışın ve onları sakın bırakmayın.

Bol bol kitap okuyun. Plansız ve habersiz bir yerlere gidin. Çevrenizdeki sevdiklerinize süprizler yapın. Basit de olsa ucuz da olsa arkadaşlarınıza hediyeler alın. Bazı zamanlar telefonunuzu işe giderken evde unutun ,bazı zamanlarda şarjınızın bitmesini beklemeden kendiniz kapatın. Özgür olun. Bir çiçek yetiştirin. Bir bahçeye gittiğinizde yalınayak toprağın üzerinde yürüyün. Büyüklerinizi ziyaret edin, ellerini öpün ve hayır dualarını alın. Böylece rahatlar ve biraz nefes almış oluruz. Aksi takdirde modern hayat biz aciz ve zayıf insanoğlunu yiyip bitirecek.

Selam ve dua ile….

 

medipcafanali44@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
24Tem

Kadına Şiddeti Nasıl Okumalı

10Haz

VUSLAT ZAMANI

03Şub

Deprem Ve Sarsılan Yüreklerimiz

27Oca
21Oca