Hüznüm De Sevincim De Sensin Pluvia  


Ateşin başında ısınmaya çalışıyordu titreyerek.Bu ne soğuk dedi kendi kendine.Balkanlar’ın soğuğu İstanbul’unkine hiç benzemiyordu.İnsanın kemiklerini iliklerine kadar donduran bir soğuktu bu.Memleketinin havası bile tek başına memleketini yani İstanbul’u sevmesi  için yeterliydi akıncı için.
Akıncı İstanbul’dan ayrılalı otuz yedi gün olmuştu.Ne İstanbul’u ne de güzel Pluvia’yı unutamamıştı.Göğsünde sanki bir kor taşıyordu bütün vücudunu yakan.Bir yandan memleket hasreti bir yandan Pluvia.İki yük ağır gelmişti akıncıya.Kendisi istememiş miydi İstanbul’dan ayrılmayı.Orası da zor gelmemiş miydi?Sevgisine karşılık vermeyen Pluvia’yı her gördüğünde yüreği acımamış mıydı?Neden,neden diyerek tavana gözlerini sabitleyip sabahlara kadar düşünmemiş miydi?Hayır,hayır en doğrusu buralara gelmekti dedi kendi kendine.İstanbul’dan ve Pluvia’dan uzaklaşmak…
Atalarımızın “Gözden ırak olan gönülden de ırak olur” tavsiyesine uymuştu akıncı.Bir ilaçın vücuda etki etmesini bekler gibi akıncı da bu atasözünün de kalbine şifalı etkisini bekleyecekti.Acaba sönecek miydi yüreğindeki yangın?
Akıncı, arkadaşlarıyla gündüzleri yol alıyor,geceleri de bazen çadırlarda bazen de hanlarda kalıyordu.Osmanlı’nın hakim olduğu toprakların daha sonuna gelmemişlerdi.Sınır boylarına varıp düşmanlara akınlar yapacaklardı.
Daha önce nice seferlere katılmış olsa da bu kez yaptığı yolculuk ona öncekilerden çok farklı geliyordu.İlk defa ölmekten ve geriye dönememekten korkuyordu akıncı.Dönemezsem ve bir daha Pluvia’yı göremezsem dedi kendi kendine üzülerek.Sanki bir parçası İstanbul’da kalmıştı akıncının.Vücudu seferde olsa da aklı ve kalbi Pluvia’daydı.Eğer ölürsem ve Pluvia bunu duyduğunda acaba üzülür mü benim için dedi kendi kendine.O güzel ve çocuksu gözlerinden benim için damlalar akıtır mıydı?Azıcık da olsa onun yüreği de benim için yanar mıydı?Kalbinde geçmek bilmeyen bir sızı hisseder miydi?Keşkeleri olur muydu benim için?Acabalı sorular sorar mıydı kendine?
Gündüz at sırtında yapılan yolculuğun verdiği yorgunlukla tüm arkadaşları uyurken akıncının gözlerine uyku girmiyordu.Bazen çocukluğunu bazen de ölmüş anne,babasını düşünüyordu.Küçükken tek hayali akıncı olmaktı.Ailesinin tüm karşı çıkmalarına rağmen akıncı olup uzak uzak diyarlara gitmek,bir yere bağlı kalmadan,özgür olarak yaşamaktan vazgeçmemişti.
Ne hikmetse tüm düşüncelerinin sonu yine Pluvia’ya çıkıyordu unutmak isterken.Acaba Pluvia’nın da hayalleri var mıydı dedi kendi kendine.Beyaz atına binip gittiğinde çok uzaklara,bilmediği yerlere gitmek istiyor mudur dedi içinden.Her sabah güneşin doğuşunda pencerede,kapatmadığı kanatlı beyaz perdenin arasından bakıp gördüğü karşıdaki dağların,tepelerin arkasında neler var acaba diyerek merak edip oralara gitmek istiyor muydu?Yada pencereden gördüğü çocuklar gibi mutlu olmayı,çocukluk zamanlarına geri dönmeyi istiyor muydu?Evden sıkıldığında gezilecek güzel yerlere gidip, yeşil elbisesi ve çiçekli,kırmızılı başörtüsüyle sırtını sevdiğine yaslayarak etrafındaki bakışlara aldırış etmeden mutluluk görüntüsü vermek ister miydi gülümseyerek?
Neleri severdi acaba Pluvia?Pluvia’nın sevdiği şeyleri akıncı da seviyor muydu acaba?Bir an gözlerinin önüne elinde bir tepsiyle Pluvia’nın kahve getirdiğini hayal etti akıncı.Yüzünde garip ve sıcak bir tebessüm belirdi.
Akıncı ne zaman Pluvia’yla ilgili bir şey düşünse istemsiz ve farkına varmadığı tuhaf bir gülümsemenin yüzünde belirdiğini farketti.Bir insan, hem mutluluğun hem de hüznün kaynağı nasıl olabilir dedi kendi kendine.Ah Pluvia anla artık; hüznüm de sevincim de sensin dedi hüzünlü bir şekilde.
Sabaha doğru daha fazla yorgunluğa ve uykusuzluğa dayanamayan akıncının gözleri kapanmıştı.Dışarıdaki soğuk rüzgarın fısıldadığı ürperti veren seslerin arasında,bir parça örtünün altında Pluvia’yaya duyduğu sevda acısını kısa bir süreliğine de olsa hissetmeyeceği uykusuna dalmıştı artık...
 

medipcafanali44@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 1

  • Pluvia | 27 Ocak 2020 21:51

    Pluvia'yı biraz vefasız bir şekilde anlatiyorsunuz ama olmasi gerekeni yapıyordur belki de.

YAZARIN SON 5 YAZISI
24Tem

Kadına Şiddeti Nasıl Okumalı

10Haz

VUSLAT ZAMANI

03Şub

Deprem Ve Sarsılan Yüreklerimiz

27Oca
21Oca