Bence Emekli Olun!


Bir anekdottur, eğitimci bir dostum anlatmıştı; “lisede derse giriyorum. Okul kaliteli, öğrencilerim seçkin, ilgili, çalışkan ve ufukları açık… Dönem içerisinde birinci sınavlarını yaptım. Notları vasatın biraz üstündeydi. Sonra küçük bir operasyon geçirecektim. Muhtemelen dönem sonuna kadar dersleri boş geçecekti. Bu nedenle kendilerine dönem sonuna kadar nelere bakmaları, hangi kitapları okumaları gerektiği konusunda telkinde bulundum ve dönem sonuna doğru göreve başladığımda yapacağım yılsonu sınavında nerelerden sorumlu olacaklarını izah ettim. Nihayetinde sınavlarını yaptım. Sonuç şaşırtıcıydı! Sorular açık uçlu ve kopya çekmeleri mümkün olmamasına rağmen tümünün notları 100 civarındaydı. Derse bizatihi girerek işlediğim sonuçlarla, bizatihi işlemediğim derslerden alınan sonuçlar arasında uçurum vardı! Bana ihtiyaçları olmadığı anlamına gelebilecek bu sonuç, kendimi sorgulamama neden oldu. Emekliliğim de yakın olduğu için meslekten ayrıldım”.

***

Bazı kurumsallaşan kurumlar vardır ki, iş ve işleyişler kendiliğinden yürür. Kurumu idare ettiği varsayılan idarecinin aslında herhangi bir şey yapmasına gerek dahi yoktur, görevi semboliktir. Çalışanlar, görevini ve yetkisini bilmektedir. Faaliyetler ve formaliteler bu kurumlarda rutiniyle devam eder. Ancak idareci egolarıyla hareket eder,  hükmünü ve gücünü çalışanlar üzerinde hissettirme çabası içerisinde olursa düzen bozulur. Zannedersiniz ki bazı nevi şahsına münhasır zevatlar olmazsa kurum batacaktır! Oysa bu kerameti kendinden menkullerin aslında becerisizlikten değil, sadakatten beslendikleri bilinmektedir. Biraz da öykünme (taklit) arızasına sahiptirler. Öykünürken böğürürler, şaklabanlık yaparlar. Bir figüran edasıyla ve suni olarak taklit edildiklerinin fakına varırlarsa, öykündükleri üzüntüden kahrolurlar!

***

Yazmayayım diyorum, lakin gönül rıza göstermiyor! Makamları işgal edenlerin mayalarında zafiyet varsa, görev tensibinde bulunanlar bu garabet durum karşısında ne yapabilirler ki?  Suçlu arama derdinde değiliz elbet. Bizimkisi bir durum tespiti. Ancak asıl müsebbipler; kimlikleri müphem bu tiplere kefil olanlar, tavassutta bulunanlar ve kamufle edilebilme imkânı tanıyanlardır. Onlar için kurum bekası hak getire! Bu zevat-ı zamirler, uç beyi olarak kendilerini cepheye sürenleri nasıl ve hangi ölçüde nemalandıracaklarının telaşı içerisindedirler. Tüm planlamaları tırtıklama üzerinedir! Öyle ki tıkındıkça tıkınmaktalardır muhteremler… Lakin benim içime sindiremediğim bu kerameti kendinden menkullerin daha üst görevlere kendilerini hangi had ile ve cüretle münasip gördükleridir. Basit bir işletmeyi yönetme kabiliyetinden dahi mahrum olan bu şahsiyetlere bu itibar niye?

***

Namünasip yetenekleriyle makam işgal edenlerin vakitleri tamama erdiğinde arkaya yaslanıp, bir de icraatlarını sıralamazlar mı? İnanabilirsen inan! Zannedersiniz bulunmaz Hint kumaşı mübarekler! ‘Görev’ yaptık diyeceklerine ‘hizmet’ ettik demezler mi? Sanki bila bedel çalışmışlar veya verdikleri hizmetleri ceplerinden karşılamışlar! Yahu hizmet dediğin karşılıksızdır, siz devletten maaşınızı fazlasıyla aldınız zaten (cukkaladıklarınız hariç!)… Kamu bütçesini nasıl kullandınız diye sorgulayan yok nasılsa! Pişkin pişkin bir de referans olarak; ‘skorlara bakmak gerek’ cümlesini bozuk Türkçeleriyle ıkına tıkına söylemezler mi? Elbette iyi işler de yaptınız; ayda bir bankamatiğe uğradınız, onu da uşak gördüklerinize reva gördünüz… Lakin gelin kabul buyurun; hak yediniz, ezdiniz, kırdınız, döktünüz… Aslında (kamudaki) yokluğunuz hayra alametti, ama fark etmediniz. Bir de; “görev düşer, teklif gelirse hizmete hazırız, reddetmeyiz!” demezler mi? Belli ki daha üst makamlara göz kırpıyor muhteremler! Yaptıkları yapacaklarının teminatı ya! Birleri çıkıp da; ‘oturun oturduğununuz yerde’ diyemiyor. Üstüne üstlük; “vicdanen rahat mısınız?” sorusunu da pişkin pişkin “evet” şeklinde cevaplamazlar mı? Bitiyorum vallahi!

***

Ey Maharetli Portatifler, sizlere bir çift sözüm var! Şu öğretmen kadar onurlu olun! N’olur bir kere de aynayı kendinize tutun! Birilerinin; ‘berbat ettiniz’ demesine fırsat vermeyin! Başka makamlara namzet olamazsınız! (Kamudaki) varlığınız bu topluma zaten züldü! Sizler olmasanız işler daha seviyeli yürür… Bence emeksizliğinizin karşılığında emekli olun artık!

yagbasan23@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
09Oca
01Oca

Şehirdeki iade-i itibar…

25Ara

Yâd Edilebilmek.

17Ara

Anneler ve Evlatları

09Ara

Siz Gitar Çalın, Ben Kopuz!