Tıpların Düşüşü Mühendisliklerin Yükselişi - Recep ÖREK

Tıpların Düşüşü Mühendisliklerin Yükselişi


Bu yıl yapılan YKS sınavı diğer yıllara göre çeşitli farklılıklar gösteriyor. En önemlisi taban puanının kalkması. 4 yıllık fakültelere girmek için bazı fakülteler dışında artık taban puan gerekmiyor. (Daha önce 150 taban puan şartı vardı) Bir diğeri de bu yıl sınav sorularının diğer yıllara göre kolay olması ve ayırt edici soruların azlığıydı. Böyle olunca puanlar yükseldi ve özellikle yüksek puanlarda yığılma oldu. Belirleyici olarak ortaöğretim puanı devreye girdi ve bu da sıralamaları önemli ölçüde değiştirdi. Ham puan ile yerleştirme puanı sıralamaları arasındaki fark birçok öğrencinin aleyhine değişti. Tüm bu gelişmelerin üzerine bir de tercihlerde ve yerleştirme sonuçları farklı bir duruma evrildi.

Türkiye’de gerek ortaöğretim kurumlarında gerekse özel kurs merkezlerinin yerleştirme listelerinde tıptan çok mühendislikler aranır oldu. Yerleştirmelerde bu yıl kaç kişi tıpa yerleşti manşeti, yerini iyi üniversitelerin mühendisliklerine bıraktı. Eskiden de iyi mühendislikler ilgi görürdü ancak bu kadar çok olmazdı. Listeler arasına sıkıştırılmış birkaç mühendislik olurdu. Ancak 1- 2 yıl önce başlayan mühendisliklere yönelme bu yıl zirve yaptı. Özellikle bilgisayar ve yazılım mühendisliklerinin taban puanları epeyce yükseldi.

Bu tercih aksının değişmesinin birden fazla sebebi var. Birincisi covid-19 salgını ve doktorların ekonomik- sosyal sorunlarından dolayı tıp fakültelerine adaylar mesafeli durdu. Bir diğer sebep bilişimde, özellikle yapay zekâdaki hızlı değişim ve dünyada pandemi sonrası bozulan üretim- tedarik zinciri, esnek çalışma şartlarının ön plana çıkması mühendisliklere ilgiyi artırdı.  Yurt dışında iş bulma kolaylığı ve yüksek maaşları da ekleyebiliriz. Böyle olunca bu yıl başta bilgisayar mühendisliği olmak üzere mühendisliklerin puanları çok yükseldi. Özellikle bilgisayar mühendisliği, elektrik elektronik mühendisliğinin tahtını sallayarak birinci sıraya yükseldi. 90’lardaki süreci yaşıyoruz bir bakıma. O zamanlarda bilgisayar mühendisliği hatta öğretmenliği zirve yapmıştı. Ancak sonra yerini elektrik-elektronik mühendisliğine veya endüstri mühendisliğine bıraktı.  Yüksek puanla öğrenci olan üniversitelerde mühendisliklerde ilk üç sıra çok değişmiyor. Bilgisayar, elektronik ve endüstri. Bu yıl da sıramalar böyle. Geçen yıl en düşük devlet üniversitesindeki tıp fakültelerine yerleşme sıralaması 22 bin 592 iken bu yıl 30 bin 9' a düşmüş.  Hacettepe İngilizce Tıp 957’den 1493’e, Cerrahpaşa Tıp 495’den 730’a düşmüş. Bilgisayar mühendislikleri sıralamalar ise Koç (burslu) 157,  Boğaziçi 354, Bilkent(burslu) 393, ODTU 889 ve İTÜ’ye ise en son 1197. sıradaki öğrenci yerleşmiş. Birkaç yıl önce bilgisayar mühendislik sıralamaları daha gerilerdeydi. Hatta İTÜ 5 binlerdeydi. Özellikle bu yıl Anadolu’daki bilgisayar mühendisliklerinde 50 bini bulan sıralama değişimi oldu.

Benim kaygım birkaç yıl sonra bilgisayar mühendisliğinde bir yığılmanın olmasıdır. Çünkü Türkiye’de bir talep trendi oluşur sonra arz talep dengesi bozulur ve talep tercihleri değişir. Bilgisayar mühendisliğinde de inşallah tekrar eski süreç yaşanmaz.  Örneğin İnşaat mühendisliğinde birkaç yıldır düşüş yaşanıyor. Ülkemizin gerçekleri ve geleceğe dair sağlıklı projeksiyonlar yapılarak adaylar mesleklere yönlendirilmeli. Çünkü bazen yanlış yönlendirmelerin bedeli ağır olabiliyor...

Gelelim tıpların durumuna; bana göre daha fazla sıralamalar düşmeden devlet üniversitelerinde 30 binde kalması iyi. Çünkü bir ülkede tıp önemli olduğu kadar mühendislikte çok önemlidir. İnovasyon, üretim, Ar- Ge, bilişim ve tasarım gibi birçok alanda iyi yetişmiş mühendislerin olması ülkemize büyük katma değer katacaktır. Gelişmiş ülkelerin çoğunda mühendis ayağı güçlüdür. Bu nedenle bu yılki tercih sürecinin kalıcı olmasını, gerek tıp gerekse mühendisliklerin hak ettiği değeri görmesini temenni ederim. Aslında hiçbir mesleğin diğerinden üstün tarafı da yoktur. Her meslek insanı merkeze alır ve insanlığa hizmet eder. Güvenlik, eğitim, tarım, sağlık ve hizmet sektöründe çalışan insanların görevi insanlara daha sağlıklı ve emniyetli bir yaşam sunmaktır. Her insan değerli olduğu gibi her meslekte değerlidir. Birinin bozulması diğerlerini zincirleme etkiler.

Toplumlar geliştikçe öncelikler de değişiyor. İhtiyaçlar artıyor ve yeni meslekler hayatımıza giriyor. Burada önemli olan süreci iyi yönetmek ve ihtiyaca göre donanımlı bireyler yetiştirmektir. Meslek seçerken kişiliğimize uygun sevebileceğimiz meslekleri seçmek gerekir. Aksi takdirde ne kendimiz mutlu oluruz ne de hizmet verdiğimiz insanlar. Sait Faik'in dediği gibi  "Her şey sevmekle başlar..."

[email protected]

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
03Ekm

Sanatın Büyülü Dünyası

22Ağs
10Ağs
06Tem

Eğitimde Yeni Beceriler

24May

‘Evlat, Evine Dön!’