Zeynel Abidin BAŞARAN

İstiklâl Marşı 12 Mart 1921

Zeynel Abidin BAŞARAN

30 Ekim 1918 tarihinde imzalan Mondros Antlaşması’nın asıl amacı özetle aynen şöyleydi: “Türkleri Ön Asya’dan atmak…. Sevr ile bunu resmen ilan ettiler. Anadolu’da Türklük yok edilmek istenmişti. Zaten Mondros Antlaşması imzalanır imzalanmaz, İstanbul hükümeti ve saray İngilizlere teslim olmuş; Padişahımız yerlere kadar eğilerek İstanbul’un temsili anahtarlarını İngiliz Generaline sunmuştu…

Kurtuluş Savaşı’na katılmak için Ankara’da toplanan direnişçiler ise Türklük, İslam ve kurtuluş için canlarını dişine takmış Anadolu’da mücadele ediyorlardı. Ancak eksik olan bir şey vardı. Milli bir ruh, milli bir dayanışma ve ateşleyici bir kıvılcım da lâzımdı.

Albay İsmet Bey, 1920 yılının sonlarına doğru Maarif Vekâleti’ ne askerin güç ve moral bulması için bir milli marş hazırlanması önerisini sunar. Eğer hatırlarsak; 1911 yılında Reşadiye zırhlı gemisini almak için İngiltere’ye giden denizcilerimiz, geminin teslim töreninde İngilizlerin marşlarını okumalarının ardından, bizim denizcilerimiz de ayıp olmasın diye “Entarisi ala benziyor, şeftalisi bala benziyor” şarkısını marş niyetine hep bir ağızdan söyleyerek, güneş batmayan imparatorluğun İngiliz askerleri de saygı duruşunda dinlemişler bu şarkıyı…  (Kaynak: Orhan Veli’nin Musika-ı Hümayun ’da bir klarnet sanatçısı olan babası Mehmet Veli nakleder:)

Bir milletin millet olabilmesi için, milli kültürü, milli bayrağı, vatanı, tarihi ve kader birliği gibi değerleri olması esastır. Bunu iyi bilen Kurtuluş Savaşı subayları ve devrin Milli Eğitim Bakanlığı, Türk Ulusunun Anadolu’da giriştiği kutsal mücadelenin özününü ve ruhunu ifade edebilecek nitelikte ve 500 lira ödüllü bir milli marş şiiri yarışması düzenler. Milli Marş şiiri yarışması mevcut açık olan tüm okullarda ve işgale uğramamış bölgelerde ilan edilir. Yarışmaya 724 şiir gönderilir.

Yarışmaya katılanlar arasında Tunalı Hilmi Bey, Kâzım Karabekir, Kemalettin Kamu gibi tanınmış kimseler de vardır. Şiirler içerisinde beğenilenler olsa da, büyük bir coşku uyandıracak dizelerin eksikliği hissedilir.            Hamdullah Suphi Tanrıöver, Mecliste Burdur mebusu olarak bulunan ünlü şair Mehmet Akif Ersoy’un, milli marş için şiir yazmasını çok ister. Ne var ki Akif para ödülünden oldukça rahatsızıdır. Bir milletin kurtuluşu için yazılacak bir şiirden para almak onuruna dokunmaktadır.
     
Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver, Hasan Basri Çantay aracılığı ile para ödülünü kaldıracağı haberini gönderir… Ve Akif ünlü eseri “Safahat” a bile almadığı İstiklâl Marşı şiirini kaleme alır.

Yarışmaya katılan şiirler içerisinde üç şiir, cephede işgal güçlerine karşı savaşan ordu komutanlıklarımıza gönderilir. Şiirlerin okunması ve hangi şiirin daha çok heyecan ve coşkunluk yarattığı istenir.  Cephedeki ordu komutanlıklarından Ankara’ya gelen haberler, okunan şiirler arasında en çok Mehmet Akif’in şiiri olduğu yönündedir.

Bu yüzdendir ki, 12 Mart 1921 günü, kazanan şiirin belirlenmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi’ nde yapılan toplantıda altı şiir seçilir.  Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver; ilk defa Akif’in şiirini okur.  Şiir öylesine bir coşku ve heyecan yaratır ki tekrar tekrar okunması istenir. Öteki şiirler okunmaz bile!..   Alkışlar arasında ve ayakta defalarca okunan şiir ödüle layık görülür ve o gün büyük iltifatlar karşısında mahcup bir halde dışarı çıkan Akif, ödül olarak konulan 500 Lirayı “Dar ül Messi” adlı bir hayır kurumuna bağışladığını söyler. Cebinde bir arkadaşından borç olarak aldığı 2 Lira vardır!.. İstiklâl Marşı milli ruh sembolüdür, yazarı Âkif’ de öyle…

Sonuç: İstiklal Marşı, Büyük Millet Meclisi’nin moralini yükseltti. Devlet mekanizması işlemeye başladı; ordunun şevk ve heyecanı arttı, askere alma işlemleri düzen içine girdi. Millet olma şuuru ve Kurtuluş Savaşı mücadelesi hızlandı. Saygılarımla… 
 

Yazarın Diğer Yazıları