Zeynel Abidin BAŞARAN

Tarih Tekerrür mü Ediyor?...

Zeynel Abidin BAŞARAN

İstiklâl Marşımızın şairi Âkif diyor ki; 
”Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey!
Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?
"Tarih"i  "tekerrür"  diye tarif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?” Safahat Yedinci Kitap

Evet… Ne yazık ki tarih; tekerrür ediyor. Çünkü aynı hatalar, tekrar tekrar; bilerek veya bilmeyerek yapılıyor. Milli birlik ve beraberlik duyguları, millet olma bilinci sürekli erozyona uğratılıyor… İstiklâl Marşımızın yazılışın 104. Yılını kutladığımız bu günlerde: Allah korusun; bir İstiklâl Marşı daha yazmak zorunda mı kalacağız acaba diye sorarken; Âkif’in şu sözü aklımıza geliyor ve biraz sükûnet buluyoruz; ”Allah bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazdırmak mecburiyetinde bırakmasın!” diye temennide bulunmuştur.

“Sebep ve sonucu bilmek insanı özgür kılar.” “Tarihi bilmeyen milletler; pusuladan anlamayan kaptanlara benzerler; her ikisinin de karaya oturmak gibi bir tehlikesi vardır.” Biz bir kez daha tarihi pusulamıza bakmak zorundayız… Çünkü tarih: “erken uyarma zinciridir; kimini yürütür kimini de öğütür.” Öğütülen bir millet olmak istemiyorsak; sık sık tarihi pusulamızı kontrol etmemiz lâzımdır.

Geçmişi hakkıyla bilmek ve geçmişi anlamak, Türk bağımsızlığını, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecini, yurt ve millet bütünlüğünü, Büyük Türk Milleti adına canını,  kanını veren şehitlerimizi ve gazilerimizi anlamak demektir. Bugün İstiklâl Marşı şairimiz, Mehmet Âkif ERSOY, Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal ATATÜRK ve silâh arkadaşlarını hakkıyla tanıyor muyuz? Her Türk Cumhuriyeti vatandaşının en önemli görevi tarihini bilmek değil midir?

Atatürk’ün şu anısı bence çok önemlidir; “İstanbul’u terk ettiğim güne kadar geçmiş bulunan vaziyetleri ayrı bir safha olmak üzere, o günden bugüne kadar cereyan eden olayların saklanmış olan vesikalarını tasnif etmek suretiyle hatıratımı yazmak niyetindeyim. Bunu yapmayı gelecek nesil için, Türk Cumhuriyeti Tarihi için bir vazife sayıyorum.” Diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün asıl maksadı; geçmişi bilmek ve geleceğe taşıyarak yönümüzü belirlemek içindir demesine rağmen, hâlâ uyku sersemi şekilde; şaşkın ve dağınık bir millet olmuş durumdayız….

Mutlu ve güçlü bir millet olmak için tarihimizi bilmek ve geçmişimizin kökleri üzerinde yücelerek değerlerimizi korumak zorundayız. Tarih; geçmişte yapılmış, şu anda elimizde olan ve istikbâli gösteren bir dürbündür. Geçmişin yıkıntıları, bugünün uyarılarıdır.  Tarih bir dikiz aynası gibidir. Çünkü tarih, erken uyarma zinciridir, kimini öğütür, kimisini de yürütür. Yürümek istiyorsak, erken uyarma zincirini elden ele taşımalı ve yeni nesillere geçmişimizdeki değerleri aktarmalıyız. Milletlerin dirilişinde, çok önemli dönüm noktaları vardır. Bunlar toplumu bir arada tutan ve şahsiyetli bir millet haline getiren mutlak değerlerdir. Her milletin genlerinde ve geçmişlerinde var olan geleneksel ahlak anlayışları, inançlar, öyküler, destanlar veya bir insanın duruşundaki erdemli ayrıntılardır bunlar…

Osmanlı İmparatorluğunu, Söğüt’ü mekân tutan Kayı Boyu Aşireti manevi değerlerle koca bir imparatorluk yaratmadı mı?... Elbette ki; altı yüz yıllık devlet; millet olma bilinci ile yaratıldı. Mili ruh, milli bilinç, milli kültür, kader birliği gibi değerler ile birlikte; çok önemli kişiliklerin de etkisi vardır?    Bir Ertuğrul Gazi’de,  Şeyh Edebali’de,  Hayme Ana’da,  Mâla Hatun’da ve tabi ki bir Osman Bey’de kendini gösteren ve toplumu bir millet haline getiren bu yüce değerlerdir ki, üç kıtaya hükmedecek büyük bir devlet olmuştur.

Osmanlıda bu değerler zayıfladıkça, kültürde, eğitimde, tarımda ve sanayide de çürüme ve yozlaşma başladı ve bunun sonucu Osmanlı Devleti; ne yazık ki hızla yıkılmaya yüz tutmuştur!  
Saygılarımla… 
 

Yorumlar 1
Turgay Turgut 14 Mart 2025 23:31

Emeğinize sağlık Sayın Hocam.

Yazarın Diğer Yazıları