Ege İnci'nin Yazar Demet Yener İle Röportajı

Ege İnci Yazar Demet Yener İle Röportaj Yaptı.

PAYLAŞ

1.Kısaca kendinizi anlatır mısınız?
1981 İzmir doğumluyum. Öğrenim hayatım İzmir’de geçti. 11 yıldır Çanakkale’de ikamet ediyorum. Yıllarca dershanelerde felsefe grubu öğretmenliği ve rehber öğretmenlik yaptım. Ardından Balkan Araştırmaları bölümünde yüksek lisans yaptım. Bosna Hersek Savaşı’na yönelik bir tarih kitabı yazdım. İlk romanım 2019’da yayımlanan Karanlıktakiler ve 2021’de basılan ikinci romanım Kara Tilki ile yazar olma yolunda çabalıyorum.

2.Ne kadar zamandır yazıyorsunuz?
Ortaokul yıllarımdan beri yazıyorum. Kompozisyonlardan, kısa hikayelere, öykülere ve romana varan yolculuğumda sayısız köşe yazısı ve hatırı sayılır sayıda da makale yazdım.  Makalelerim felsefe, edebiyat, tarih ve Balkanlar üzerinde yazılmıştır. Deneme ve köşe yazılarımsa güncelin yanında yine edebiyat ve felsefe içermektedir. Romanlarıma gelirsek mitoloji, gerilim, fantastik ve gotik tarzda yazıldıklarını söyleyebilirim.

3. Yazmanızda en büyük etken nedir?
İçimde bitmeyen bir duygusal karmaşa var. Kaleme kâğıda sığınmadan hiçbir duygu durumundan tam olarak çıkamıyorum. Kendimi anlatmak ve benimle aynı fikirde olanlarla benim yaşadıklarımı hiç yaşamayanları fikir ve duygu maceralarıma katmak bana çok büyük bir haz veriyor. İnsanların iç dünyası tükenmez bir kaynaktır ama düzenli kitap okumadan bu iç dünyayı diğerleri için çekici kılmak imkânsız. Dilinizin rehberliği çok önemli ve dili maharetli kılan da okumak ve aynı zamanda yazmaktır.

4. Yazarken çektiğiniz en büyük zorluk nedir peki?
En son romanım Kara Tilki’de en çok zorlandığım şey duyguları yeterince ifade edememe korkusuydu. Kahramanların acısını, korkusunu, mutluluğunu, aşkını ya da cesaretini iliklerime kadar hissedemeden yazamadığım için zorlandım. Bilmediğimi tarif edemeyeceğime göre önce bilmem şarttı. Bu sebeple önce yaşadım, sonra anlattım. Tabii bu da zaman aldı.

5. Kitabınız daha çok hangi yaş gruplarında ilgi çekiyor?
Esasen konusu itibariyle ilgisi olan her yaş grubuna -çocuklar hariç- hitap ediyor. Gençler belki biraz daha yoğun. Değerler çatışması ve aşk!

6. Yazarken ilham aldığınız şey nedir? Bir kişi olabilir bir nesne olabilir. O ilham periniz size ne olunca geliyor?
İlham kaynağım kesinlikle bir kişi ya da nesne değil. Kişi, durum, olay ya da nesnelerin bende sebep olduğu duygulardır benim ilham perim. Belki biraz da insanlar ve tercihleri ile onların kendi tercih ve seçimlerinin sonuçlarına isyanları.

7. Beğendiğiniz ve kitaplarını okuduğunuz bir yazar var mı?
Amin Maalouf, Cengiz Aytmatov, İhsan Oktay Anar, Sinan Akyüz, Osman Karatay, Paul Auster, Gündüz Vassaf, Canan Tan, Ayşe Kulin, Paulo Coelho, Jostein Gaarder, Ahmet Arslan, José Mauro de Vasconcelos..

8. Peki yazarlarla görüşme imkânınız oldu mu? Bir araya geldiniz mi hiç?
İhsan Oktay Anar, Ege Üniversitesi’nde Felsefe okurken hocamdı. İlkçağ Felsefe Tarihi anlatırdı. Ahmet Arslan da Felsefeye Giriş dersimize girerdi. Sinan Akyüz’le sosyal medya üzerinden Bosna kitabımı yazarken iletişim kurmuştum. Osman Karatay hocamla ailecek ahbaplığımız var. Keşke hepsiyle tanışabilseydim.

9. Konularınızı nasıl seçiyorsunuz?
Türkolog eşimin de yardımıyla felsefe bilgimi Türk tarihi ile taçlandırma ve genişletme fırsatı bulunca bizim de kültürel değerlerimizi konu edinen romanlar olmasını arzuladığım için bu mitoloji konularını seçiyorum. En hayran olduğum duygu; korku ve en etkili bulduğum hesaplaşma da vicdani hesaplaşma olduğu için mitoloji konusunu bunlarla harmanlıyorum. Her koşulda konu insan zaten. Ben insanı kendimce belirlediğim bu ana faktörlerle besleyerek kalemimi kâğıt üzerinde serbest bırakıyorum.

10. Peki son olarak buradan okurlarınıza seslenmek isteseniz ne derdiniz?
İnsan; yaşamadan öğrenemez, okumadan yazamaz, yazmadan da kalıcı olamaz. En iyi dost kâğıt ve kalemdir. Kimse için kendi için yazmalıdır insan. Okumanın kendine neler kattığını böylelikle öğrenebilir. Bu sayede kendini keşfedebilir. İnsanın kendine açılan bu yolda en önemli anahtar okumaktır. Başka hayatlara ve hikayelere konuk olmanın en güzel yanı, bütün acıları yaşayarak öğrenmek zorunda kalmamaktır. Resim yapın, şiir yazın, kendi şarkınızı besteleyin, hayallerinizi yazın ama her şeyden önce okuyun.


 

Röportaj: Ege İnci

Harput Sancak Haber

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN