EĞİTİMDEKİ MEC’ALİMİZ!


          Genellikle ayrılıkları hiç birimiz sevmeyiz. 8 Haziran günü de bir ayrılık günü… Biliyoruz ki,  tüm eğitimciler ve öğrenciler daha çok uzun bir yolun sadece bir bölümünde devresinde ve hatta başında farklı bir sürece girmektedirler... Önlerinde aşılması gereken birçok badireler ve engeller var. Bu engelleri geçerken kim bilir daha ne ayrılıklar yaşayacaklar; ama biliyoruz ki ilk ayrılıklar unutulmaz. Öğrenciler için de yılsonu tatili bir kesitin sadece ilk ayrılık günleri olacak… Okul müdürleri, öğretmenler ve değerli tüm aileler bu yılsonu tatilini hem sevinç hem de tatlı bir hüzünle yaşayacaklardır. Mutlu ve huzurlu tatiller dilerken; Nietzsche der ki:

”Cahil bir toplum, özgür bırakılıp kendine seçim hakkı verilse dahi, hiçbir zaman özgür bir seçim yapamaz. Sadece seçim yaptığını zanneder. Cahil toplumla seçim yapmak, okuma yazma bilmeyen adama hangi kitabı okuyacağını sormak kadar ahmaklıktır! Böyle bir seçimle iktidara gelenler, düzenledikleri tiyatro ile halkın egemenliğini çalan zalim ve madrabaz hainlerdir…”

      Her alanda uzmanlaşmaya doğru ilerleyen bu çağda, bilim ve sanatın etkisiyle insanın kendini rahat hissedeceği bir eğitim, kültürler arası farklılıkları hoş görme, tahammül etme, ırkçılığa, inanç zulmüne ve cinsiyet ayrımına karşı olmak demektir.

         Ülke olarak modern demokrasi ile yaşayacağımız bir eğitim mi, yoksa bilim ve sanattan uzak, düşünmeyen, üretmeyen totaliter yönetimlerin esaretindeki cehalet iklimindeki bir eğitim ile mi devam edeceğiz?!..

          Bilgisayar okuryazarlık, zihinsel okuryazarlık ve küresel bilince sahip olacak ideal bireyin kendi değerleri üzerinde yücelerek bir dünya insanı yetiştirilmesi yönünde adımlar atılmalıdır.

         Öncelikle öğretmen yetiştiren kurumların müfredatı le öğretmenlerin okullarda uygulayacağı müfredat yeniden yapılandırılmalıdır. Ne yazıktır ki hâlâ hızlı düşünmeyi ve yaratıcı olmayı engelleyen sistemlerde ısrar edilmektedir. Yapısalcı, ya da yapılandırmacı eğitim (yaparak öğrenme)müfredatta yerini almasına rağmen, uygulamalarda istenilen sonuçlar alınamamıştır.

         Okul sistemimiz genel anlamda dünyadaki hızlı değişime ayak uydurmuş değil. Akademik yetenek, fen bilimleri, matematik ve dil becerilerinde oldukça gerilemiş durumdayız. Unesco’ nun anket sonuçları ile istatistiki bilgileri burda paylaşmaktan utanıyorum.

      Sonuç olarak; “Mutluluğun sırrı; bir insanın istediği işi yapmasında değil, yaptığı işi sevmesidir.” Barrie 

Anlamsızlığın gölgesi yüreğimize düşmeden önce, şu günün ışıltıları hatırına bir kez daha düşünelim… Çocukları sevmek, insan olmanın zirvesinde kendimizi hissetmek demektir.

         Tutkularımız, heyecanımız ve varoluş ideallerimizdeki kalitedir bize mutluluk veren...

 

Öncelikle işimiz; erdemi ve mutluluğu yaşatmaktır. Geleceğin ışığını ve parlak günlerini hep birlikte yaşamak istiyorsak eğer; her türlü kültürel değerlerimizi bilmek, anlamak, paylaşmak, ders almak zorundayız…

Saygılarımla Zeynel Abidin BAŞARAN

yukrukzeynel@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
26Haz

Oecd ve Pısa Sonuçları (3)

10May

Oecd Ve Pısa Sonuçları (2)

04May

Oecd ve Pısa Sonuçları (1)

18Nis

Davetsiz Misafir ‘Corona’

02Şub

İnsan ve Sevgi